Binicilik Hakkında Genel Bilgiler

1 sayfadaki 2 sayfası 1, 2  Sonraki

Önceki başlık Sonraki başlık Aşağa gitmek

Binicilik Hakkında Genel Bilgiler

Mesaj tarafından dominate Bir Perş. Mart 01, 2007 12:32 am

Bu bölümde de biniciliğin detaylarına girmeden binicilik nedir?Geçmişten günümüze binicilikte hangi değişimler olmuştur? Binicilik tarihi gibi konulara değinelim

dominate
"Usta At"


Mesaj Sayısı: 350
Yaş: 28
Location: Nevşehir/Isparta/Bodrum
Kayıt tarihi: 13/02/07

Kullanıcı profilini gör

Sayfa başına dön Aşağa gitmek

Geri: Binicilik Hakkında Genel Bilgiler

Mesaj tarafından dominate Bir Perş. Mart 01, 2007 12:37 am

BİNİCİLİK NEDİR?

Binicilik, kısaca ata binme becerisi olarak tanımlanabilir. Biniciliğin tarihi çok eski zamanlara kadar uzanır. Binicilik tarihine damgasını vuranlar, belki de savaşlarda önemli rol oynayan, süvari de denen atlı askerlerdir. İlk süvari birliklerini İÖ 2600'de Çinlilerin kurdukları bilinmektedir. Ama binicilikte asıl gelişme, 5. yüzyılda eyerin bulunmasından sonra gerçekleşti. Daha önceleri çıplak atın sırtına binilir ya da atın sırtına bir kilim ve battaniye atılarak oturulurdu. Günümüzde askeri amaçlı binicilik gerilerken, spor amaçlı binicilik önem kazanmıştır. Binicilikte başlıca iki biçim vardır: İngiliz ve Batı biniciliği. İngiliz biniciliği spor amacıyla yapılan biniciliktir. Batı biniciliği ise Amerika kıtalarında kovboy denen sığır çobanlarına özgü biniciliktir. Kovboylar, uzun üzengili ağır eyerler kullanır ve bacakları düz duracak biçimde ata binerler. İngiliz biniciliği ise, binicinin güvenliğini, binicinin atı denetimini ve atın rahatlığını dikkate alan bir anlayışa dayanır. Çocukların ata binmeyi öğrenmelerinin en iyi yolu, genellikle boylarına uygun, yere sağlam basan midillilere binmektir.

dominate
"Usta At"


Mesaj Sayısı: 350
Yaş: 28
Location: Nevşehir/Isparta/Bodrum
Kayıt tarihi: 13/02/07

Kullanıcı profilini gör

Sayfa başına dön Aşağa gitmek

Geri: Binicilik Hakkında Genel Bilgiler

Mesaj tarafından dominate Bir Perş. Mart 01, 2007 12:39 am

ATA BİNME ATTAN İNME

Ata, atın sol tarafından binilir. Atın hareketsiz kalmasını sağlamak için dizgin sol elde tutulur. Binici, sol omzu atın sol tarafına gelecek biçimde, sırtı atın başına dönük olarak durur. Sol elini atın iki kürek kemiği arasındaki boşluğa koyar. Sol ayağını üzengiye geçirir ve ayağıyla bastırarak üzengiyi kolanın altına doğru iter. Sonra ata doğru döner ve eyerin ortasını ya da öte yandaki kenarını tutarak hafifçe sıçrar. Sağ bacağını atın üzerinden aşırarak yavaşça eyere oturur. Sağ ayağını da üzengiye geçirerek rahat bir oturuş sağlar ve dizginleri denetimi altına alır. Ata binerken sağ elle eyeri tutup çekmek, eyerin yerinden çıkmasına yol açabileceği için yanlış bir harekettir. Ata binmenin temeli dengeli bir biçimde sıçramaya ve sağ ayağını atın üzerinden seri biçimde aşırmaya dayanır. Attan değişik biçimlerde inilebilir. Binici genellikle atı durduktan sonra, dizginleri ve varsa kamçıyı sol eline alır. Ayaklarını üzengilerden çıkarır ve öne doğru hafifçe eğilerek sol elini atın boynuna, sağ elini eyerin ön bölümüne dayar. Sağ bacağını atın sırtından sol tarafına aşırarak yere atlar. Binici yavaşça parmak uçları üzerine ve atın biraz açığına inmelidir. Daha sonra dizginler sağ ele alınır ve at kısa mesafeden tutulur. Attan inmeden önce dikkat edilecek en önemli nokta, her iki ayağın da üzengilerden çıkarılmış olmasıdır.

dominate
"Usta At"


Mesaj Sayısı: 350
Yaş: 28
Location: Nevşehir/Isparta/Bodrum
Kayıt tarihi: 13/02/07

Kullanıcı profilini gör

Sayfa başına dön Aşağa gitmek

Geri: Binicilik Hakkında Genel Bilgiler

Mesaj tarafından dominate Bir Perş. Mart 01, 2007 12:40 am

BİNİCİLİKTE DURUŞLAR

Atın sırtında duruş çok önemlidir ve biniciliğin temelini oluşturur. Binicinin eyerin üstünde, başı ve vücudu dik biçimde oturması gerekir. Eyerin ön kısmına doğru ve sıkıca yerleşmek önemlidir. Binici eyer üstünde hafif öne eğik durmalıdır. Üzengi binicinin atın sırtında güvenle durmasına ve dengesini sağlamasına yardımcı olur. Ayaklar üzengide yaklaşık 45° açıyla dışarıya dönük olmalı, topuklar ayak ucundan biraz aşağıda ve dizler eyere değecek biçimde durmalıdır. Dizginler sol elde ya da her iki elde birlikte tutulur. Dizginler ne gevşek ne de gergin olmalıdır. Gevşek tutulduğunda atın denetimi zorlaşır. Dizginleri germek de atın rahat olmasını engeller. Acemi biniciler ayağının tümünü üzengiye yerleştirir ve böylece kendilerini daha güvende hissederler. Oysa usta biniciler yalnızca ayak ucunu üzengiye geçirirler. Bu biniş biniciye daha iyi bir denetim olanağı verir ve baldırlar ile topuklarını etkili bir biçimde kullanılabilmesini sağlar. Binici atın denetimini dizginleri, bacaklarını, sesini ve kamçısını kullanarak sağlar ve böylece atın hareketlerini yönlendirir.

dominate
"Usta At"


Mesaj Sayısı: 350
Yaş: 28
Location: Nevşehir/Isparta/Bodrum
Kayıt tarihi: 13/02/07

Kullanıcı profilini gör

Sayfa başına dön Aşağa gitmek

Geri: Binicilik Hakkında Genel Bilgiler

Mesaj tarafından dominate Bir Perş. Mart 01, 2007 12:42 am

ATIN YÜRÜYÜŞ ŞEKİLLERİ


Atların değişik yürüyüş biçimleri vardır. Atın bazı yürüyüş biçimleri doğuştan gelir. Bazı yürüyüş biçimleri de ata sonradan öğretilebilir. Her atın üç doğal yürüyüşü vardır. Bunlar adeta, süratli ve dörtnal olarak adlandırılır. Ayrıca atlar sonradan da yürüyüş biçimleri edinebilirler. Rahvan, eşkin gibi yürüyüş biçimleri atların sonradan edindiği yürüyüşlerdir. Doğal yürüyüş biçimlerinin en yavaşı adetadır. Bu yürüyüş, acemi binicilerin kendilerini en rahat hissettiği biçimdir. Adeta yürüyüş biçiminde at önce bir yanındaki, sonra da öbür yanındaki ayaklarını ileri atar. Yürüyüş boyunca ayakları yere çok yakın kalır. Süratli, atın biraz daha hızlı bir yürüyüş biçimidir. Bu yürüyüş biçiminde atın çaprazındaki bacaklar birlikte hareket eder. Süratlide at binicisini sıçratır ve bundan dolayı binici ayaklarını üzengiye basarak eyer üzerinden kendini hafifçe kaldırmalıdır. Dörtnal, atın doğal yürüyüşünün en hızlısıdır. At dörtnalda önce arka ayaklardan birini ileri atar, ikinci adımda öbür arka ayakla birlikte ona çapraz ön ayağını, üçüncü adımda da öteki ön ayağını ileri atar. Bu noktada atın bütün ayakları yerden kesilir. At ilk attığı ön ayağını yere bastıktan sonra bütün bu hareketleri tekrarlar. At, dizginler hafifçe çekilerek ve baldırlarla biraz sıkıştırılarak durdurulur.Bazı kaynaklarda geri yürüyüşte bir yürüyüş şekli olarak geçmektedir.


En son tarafından Perş. Mart 01, 2007 12:54 am tarihinde değiştirildi, toplamda 1 kere değiştirildi

dominate
"Usta At"


Mesaj Sayısı: 350
Yaş: 28
Location: Nevşehir/Isparta/Bodrum
Kayıt tarihi: 13/02/07

Kullanıcı profilini gör

Sayfa başına dön Aşağa gitmek

Geri: Binicilik Hakkında Genel Bilgiler

Mesaj tarafından dominate Bir Perş. Mart 01, 2007 12:47 am

ATLARIN VE MİDİLLİLERİN BAKIMI


Atlar doğaya bırakıldığında otla beslenirler ve doğal beslenme biçimi budur. Ama kapalı alanlarda beslenen atlara başta yulaf, saman ve kepek verilir. Ayrıca atlar ve midilliler haşlanmış arpa, mısır, havuç, elma, salatalık ve öteki sebzeleri de severek yerler. Midilliler düzenli aralıklarla günde üç kez beslenir. Ama temiz su kabında taze suyu her zaman bulundurmak gerekir. Hayvan terliyken soğuk su içirilirse, hastalanmasına yol açabilir. Ama serinlemesi için biraz su verilebilir. Midilliler ağır iş gördükleri zaman yulafla beslenmelidir. İşe koşulmadıkları zamanlar yulaf verilirse, bu alkollü içki gibi başlarına vurur. Atların ve midillilerin sağlıklarına dikkat edilmelidir. Yemlerini iştahla yemeleri, tüylerinin ipek gibi parlak ve kaygan olması hayvanların sağlıklı olduğunu gösterir. Atlar açık havaya çıkarılmalı ve mümkünse çayırda otlatılmalıdır. Atların tüylerini temizlemek için yapılan işleme tımar denir. Atlar başından kuyruğuna doğru çekilen bir fırçayla tımar edilir. Arka bacaklar tımar edilirken, kuyruğu yukarıda tutmak gerekir. Böylece atın kuyruğunu savurması ya da çifte atması önlenmiş olur. Tımar fırçası da kaşağıyla temizlenebilir. Bacaklara yapışmış kuru çamuru temizlemek için sert fırça, yele, kuyruk ve gövdenin daha duyarlı bölümleri için ise yumuşak fırça kullanılmalıdır. Fırçalama bittikten sonra pamuklu ya da ketenden bir bezle hayvanın bütün vücudu ovulmalıdır. Göz ve burun delikleri ile kuyruk altı süngerle silinmeli, ama ayrı süngerler kullanılmalıdır. Atların ve midillilerin ahır ya da barınakları kuru, temiz ve havadar olmalıdır. Altların altlarına saman ya da talaş serilmeli ve her gün değiştirilmelidir.

dominate
"Usta At"


Mesaj Sayısı: 350
Yaş: 28
Location: Nevşehir/Isparta/Bodrum
Kayıt tarihi: 13/02/07

Kullanıcı profilini gör

Sayfa başına dön Aşağa gitmek

Geri: Binicilik Hakkında Genel Bilgiler

Mesaj tarafından dominate Bir Perş. Mart 01, 2007 12:50 am

BİNİCİLİK TARİHİ


Günümüzden 4 bin yıl önce Orta Asya’daki göçebe toplulukların atı binek hayvanı olarak kullandıkları bilinmektedir. Ata sağlam oturmanın ve üzenginin önemini ise ilk olarak İskitler kavramışlardır. At sırtında savaşan ve avlanan en eski topluluk olarak Hititler tarihe geçmiştir. Ksenophon’un Hippike (Binicilik) adlı kitabı, binicilik konusunda yazılan ilk kitaptır. Bugün de kullandığımız yöntemlerle atın zor kullanmadan eğitilebileceğini ilk ileri süren kişi, Ecolé de Cavalerie (Atların Eğitimi) adlı kitabın yazarı François Robichon de la Guérinière’dir. Türkler, Orta Asya'da göçebe olarak yaşadıkları eskiçağlarda iyi biniciydiler. Eski Türklerin çöğen, cirit gibi at sırtında oynanan oyunlarda usta oldukları bilinmektedir. Ama yerleşik yaşama geçildikçe ve Osmanlı döneminde, özellikle kentlerde binicilik önemini yitirdi ve askeri amaçlarla sınırlı kaldı. 1913'te Sipahi Ocağı'nın kurulmasıyla biniciliğe yeniden önem verilmeye başlandı. Özellikle Cumhuriyet döneminde binicilik sivillerin de ilgi gösterdiği bir spor haline geldi. Türk biniciler uluslararası yarışmalara ilk kez 1931’de katıldı ve Yüzbaşı Cevat Mustafa bireysel sıralamada üçüncülük elde etti. Ertesi yıl Teğmen Saim Polatkan Nice konkurhipiklerinde “Kısmet” adlı atıyla ikinci oldu. Türk biniciler arasında uluslararası karşılaşmada ilk altın madalyayı 1934’te Viyana konkurhipiklerinde Teğmen Cevat Gürkan aldı. Uluslararası karşılaşmalarda adını duyuran ilk kadın binici Hayal Gönenli'dir ve 1971 yılında Balkan şampiyonasında gümüş madalya kazanmıştır. Sonraki tarihlerde, özellikle Balkan ülkeleri arasında yapılan karşılaşmalarda pek çok Türk binici madalya almıştır.Bu bilgilerin tümü "http://tr.wikipedia.org/wiki/Binicilik"'dan alındı

dominate
"Usta At"


Mesaj Sayısı: 350
Yaş: 28
Location: Nevşehir/Isparta/Bodrum
Kayıt tarihi: 13/02/07

Kullanıcı profilini gör

Sayfa başına dön Aşağa gitmek

Geri: Binicilik Hakkında Genel Bilgiler

Mesaj tarafından dominate Bir Perş. Mart 01, 2007 1:05 am

ATI TANIYALIM

At Familyası: Atgiller (Equidae). Yaşadığı yerler: Evcilleri olduğu gibi, Amerikan bozkırlarında “Mustang”ve Altay dağlarının her iki yanındaki açık arazilerde “Prezevalski” denen yabani atlar sürüler halinde yaşar. Özellikleri: Küçük başlı ve kısa kulaklıdır. Yelesi ve kuyruk ucu uzun kıllıdır. Midilli atları koç iriliğindedir. Ömrü: 40-60 sene. Çeşitleri: En meşhuru Arap, İngiliz ve Midilli atıdır.
Tek tırnaklılar takımının, Atgiller familyasından bir memeli. Erkeğine aygır, dişisine kısrak, yavrusuna tay, yumurtaları çıkarılmış, iğdiş edilmiş olana da beygir denir. Hepsine genelde at adı verilir. Arabide binek ve yük hayvanı olan ata; dabbe, matiyye, semend, tusen-i sütur denir. Cenk atına da rahş denir. Hepsi otla beslenir. Geviş getirmezler. Memeleri kasık bölgesinde arka ayaklarına yakındır. Üçüncü parmakları geniş bir tırnakla çevrilmiş olup “ toynak” adını alır. Bunun üzerine basarak yürürler. İnsanlara hizmet eden hayvanların en kabiliyetlisi ve kıymetlisidir. İnsanların, eski harp meydanlarındaki yardımcısı, yük taşımada hizmetçisi, yarış, cirit, çit atlama ve av sporlarında neşe ve zevk ortağıdır. Silah gürültüsüne ve bando sesine rahatlıkla alışır.
At, cesur ve atılgan olduğu gibi sahibine son derece itaatkardır. Sahibi dilerse dolu dizgin, dörtnala koşar, isterse aheste yürür, isterse durur. Her durumda sahibini memnun etmeye dikkat eder. Yorgunluğa bakmaksızın kendini çatlatmak pahasına da olsa olanca gayret ve kuvvetini itaat uğruna sarf eder. Bugün Amerikan bozkırlarında yaşayan Mustang adıyle anılan vahşi atlar, İspanyolların Amerika’ya götürdükleri ehli atlardan kaçanlardan yabanileşenlerdir. Az yiyecekle yetinip, her türlü iklim şartlarına dayanırlar.
Tarpan adıyla anılan Avrupa yaban atının (E. caballus gmelini) 1876’dan beri nesli tükendi. Bugün eski dünyada hala neslini devam ettiren yalnız bir yaban atı vardır. Bu at Orta Asya Moğolistan’ının soğuk ve ıssız ovalarında yaşar. Asya yaban atı veya Prezevalski dendiği gibi Moğolistan yaban atı da denir. Altay dağlarının her iki yanında yaşar. Siyah kısa ve dik yeleleri ile, ağır ve iri başları, küçük kulakları, uzun kıllı kuyrukları ile evcil atlardan farklılık gösterirler. Renkleri kırmızımtrak kahverengi olup çekici bir görünüşleri vardır. Burun kısımları beyazdır. Kışın kılları uzayarak soğuktan korunurlar.
Evcil atlar: Tahminen 4000 seneden beri insanlara hizmet etmektedir. Bugünkü modern atların Asya yaban atından türediği şüphelidir. Bazı zoologlar Avrupa yaban atından türediğini ileri sürmektedirler. Evcilleştirilmiş atların birçok soyları vardır. Bugün küçük Midilli atları ile Safkan Arap atlarının soy kütüğü kesin olarak bilinmemektedir.
Atlar 20-30 sene yaşar, bazı kısraklar 15 yaşına kadar doğurur. On bir ay gebe kalır ve genellikle bir yavru doğururlar. Yavrunun gözleri açık olarak doğar ve birkaç dakika sonra ayağa kalkarak annesini takibe başlar. Yük çekme ve taşıma atları, kalın bacaklı, iri cüsselidir. Binek ve yarış atları ince uzun bacaklıdır. Atlar arasında haset yok ise de, birbirlerine gıpta etmek huyları vardır. Bu da yarışta, hendek ve çit atlamada kendini gösterir. Birbirlerine imrenerek daha hızlı koşup öne geçmek isterler. Saatte 60-70 km hızla koşanları vardır. Atların tüy renkleri çeşitli olup, renklerine göre çeşitli isimler alırlar. En tanınmışları: Ak, akçıl, kır, al, alakı, geyik kırı, çil yeşil, al pekmez köpüğü, doru, hurma dorusu vs.’dir.
Erkek eşek ile kısrak eşleştirilirse katır elde edilir. Aygır (erkek at) ile dişi eşeğin birleşmesinden de barda denen katır çeşidi elde edilir. Her iki melez de üremezler. Katır, bardadan daha dayanıklıdır.
Arap atı: Çok dayanıklı mükemmel bir binek ve yarış atıdır. Arabistan’a geçen Orta Asya ve Anadolu Türk atlarından türemiştir. İngiliz atlarından daha dayanıklı olup, 24-28 saat hiç su içmeden yol alabilir.
İngiliz atı: İyi bir binek ve yarış atıdır. Özellikle yarış için yetiştirilir. Arab aygırı ile İngiliz yerli kısraklarının çiftleştirilmesinden türetilmiş bir soydur. Arab atından daha uzun bacaklıdır.
Midilli atı: Küçük, sakin ve dayanıklı bir at çeşididir. Keçi veya koç iriliğindedir. Çocuklar için iyi bir binek hayvanıdır. Hafif gezinti arabalarına koşulduğu gibi maden ocaklarında da istifade edilir. Shetland, İslanda ve Norveç midillileri meşhurdur.
At yetiştiriciliği: Asya, Avustralya ve Amerika’daki geniş bozkırlarda hala vahşi at sürüleri yaşamaktadır. Evcil atlar haralarda yetiştirilir. Ülkemizde ilk hara 1913’te Aziziye’de kuruldu. Türkiye’nin ilk modern harası ise 1924’te açılan Karacabey harasıdır.

dominate
"Usta At"


Mesaj Sayısı: 350
Yaş: 28
Location: Nevşehir/Isparta/Bodrum
Kayıt tarihi: 13/02/07

Kullanıcı profilini gör

Sayfa başına dön Aşağa gitmek

Geri: Binicilik Hakkında Genel Bilgiler

Mesaj tarafından dominate Bir Perş. Mart 01, 2007 1:12 am

KIMIZ


Süt asidi ve alkol fermantasyonu sonucu meydana gelen, kefire benzeyen ve ortalama % 2 alkol ihtivâ eden sütten bir içki.
Süt şekerince zengin olan kısrak sütünden îmâl edilen kımız, beyazımsı bir sıvıdır. Çok eski bir târihi vardır. İlk olarak Orta Asya’da Türkistan ve Moğolistan taraflarında yaşayan kavimlerce içilmiştir. Müslümanlıktan önce Türkler arasında yaygın olarak kullanıldığı söylenmektedir. Sarhoş edici olması sebebiyle İslâmiyetin haram kılması, Müslüman Türklerin kımızı terk etmesine sebeb oldu.
Kımız, benzeri süt ürünleri gibi, belirli bir mikroorganizma topluluğunun faaliyeti sonucunda meydana gelir. Bu topluluk süt asidi bakterileri (Lactobacillus bulgaricus, streptococcus) ve mayalardan (torula kumys) ibârettir. Bu mikroorganizmalar aşılandıkları sütte süt şekerine etki yaparak asit, alkol ve CO2 çıkarırlar. Açık kaplarda yapıldığı için îmâl sırasında CO2’nin çoğu uçar. Alkol miktârı kefirden çoktur. Asit ikisinde de aynıdır.
Kımızda albumin ve kazein parçalanması olur. Pepton miktârı kefirdekinin 10 misli kadardır. Kazein çok ufak parçacıklar hâlindedir. Bunun sebebi iyi ve sık karıştırmadır. Kokusu yayık altını veya ekşi peynir suyunu andırır. Çalkalanınca köpürür.
Kımızın bileşimi, yapıldığı hammaddeye, işleniş şekline göre az çok farklılık gösterir. Laktik asit ve alkol miktârına göre çeşitli tiplerde işlenir. Zayıf, normal ve sert kımızlardaki asit ve alkol durumu şöyledir:
Zayıf kımız tipi, Laktik asit (%) = 0.7, Etil alkol (%) = 1.0
Normal kımız tipi, Laktik asit (%) = 1.1, Etil alkol (%) = 1.8
Sert kımız tipi, Laktik asit (%) = 1.8, Etil alkol (%) = 2.5

Kımız hakkında birçok propaganda yapılmıştır. Bu yüzden bir zamanlar rağbet görmüş, fakat yoğurt rekâbeti karşısında önemini çok yerde kaybetmiştir. Hâlen buna değer veren ülkelerin başında Rusya gelmektedir. Hammadde ihtiyacını karşılamak için çok sayıda hara bulunmakta ve sırf bu iş için yaklaşık 250 bin civârında kısrak yetiştirilmektedir

dominate
"Usta At"


Mesaj Sayısı: 350
Yaş: 28
Location: Nevşehir/Isparta/Bodrum
Kayıt tarihi: 13/02/07

Kullanıcı profilini gör

Sayfa başına dön Aşağa gitmek

Geri: Binicilik Hakkında Genel Bilgiler

Mesaj tarafından Admin Bir Ptsi Mart 05, 2007 8:29 pm

izmir kemal paşadaki kımız çiftliğinde haflingerlerden alınan sütlerle hala kımız üretiliyor, eski türklerin yaşadığı "otağ" denilen büyük çadırları görüp gezip bilgi alıp aynı zamanda orada kımız tadabilirsiniz. sahipleri de kazak türkleriydi yanlış hatırlamıyosam.

ben bir çok kez gittim, gezdik hatta araziden dönüşte kımız bile içtik:)
fakat dürüstçe söylemeliyim ki kımızın tadı bozuk ayran ve ekşi peynir suyu arası tadı olan bişey pale

ama denemeden gitmeyin:)

_________________
Nil Soygür

Admin
Admin

Mesaj Sayısı: 328
Yaş: 26
Location: Ankara
Kayıt tarihi: 10/02/07

Kullanıcı profilini gör

Sayfa başına dön Aşağa gitmek

Geri: Binicilik Hakkında Genel Bilgiler

Mesaj tarafından Admin Bir Ptsi Mart 05, 2007 8:29 pm

izmir kemal paşadaki kımız çiftliğinde haflingerlerden alınan sütlerle hala kımız üretiliyor, eski türklerin yaşadığı "otağ" denilen büyük çadırları görüp gezip bilgi alıp aynı zamanda orada kımız tadabilirsiniz. sahipleri de kazak türkleriydi yanlış hatırlamıyosam.

ben bir çok kez gittim, gezdik hatta araziden dönüşte kımız bile içtik:)
fakat dürüstçe söylemeliyim ki kımızın tadı bozuk ayran ve ekşi peynir suyu arası tadı olan bişey pale

ama denemeden gitmeyin:)

_________________
Nil Soygür

Admin
Admin

Mesaj Sayısı: 328
Yaş: 26
Location: Ankara
Kayıt tarihi: 10/02/07

Kullanıcı profilini gör

Sayfa başına dön Aşağa gitmek

Geri: Binicilik Hakkında Genel Bilgiler

Mesaj tarafından Admin Bir Ptsi Mart 19, 2007 8:03 am

Arkadaşlar,

Hatırlamışken söyleyim,

LÜTFEN BU SİTEYE AKTARDIĞINIZ YAZILARIN NEREDEN ALINDIĞINI, YAZARINI BELİRTİN.

EMEĞE SAYGI GÖSTERELİM...

_________________
Nil Soygür

Admin
Admin

Mesaj Sayısı: 328
Yaş: 26
Location: Ankara
Kayıt tarihi: 10/02/07

Kullanıcı profilini gör

Sayfa başına dön Aşağa gitmek

binicik dersleri içeren kısa vidyolar

Mesaj tarafından seyis Bir Perş. Ekim 11, 2007 9:01 pm

Arrow www.uzmantv.com/kategori/spor/binicilik

seyis
"Usta At"


Mesaj Sayısı: 553
Kayıt tarihi: 09/10/07

Kullanıcı profilini gör

Sayfa başına dön Aşağa gitmek

Geri: Binicilik Hakkında Genel Bilgiler

Mesaj tarafından MtKrc Bir C.tesi Şub. 09, 2008 8:10 pm

Özel hayvanlardır atlar. Asil spordur binicilik. "Tutku, aşk gibi bir şey" diyor biniciler. Gönül işi bu... Adrenalin, özgürlük, zevk, huzur; her şey var binicilikte. Öyle kolay iş değil de ayrıca. Biraz gönlünüz varsa, bakınca içiniz gidiyorsa dörtnala gidenlere hiç durmayın derim ben. Hemen başlayın şehrin içinde dörtnala gitmeye. Ama öyle üşenmek filan yok! Hatta hadi kalkın hemen, at binmeye gidiyoruz!..Smile

MtKrc
"Orta Yaşlı At"


Mesaj Sayısı: 65
Yaş: 23
Location: İstanBuLL..
Kayıt tarihi: 14/01/08

Kullanıcı profilini gör

Sayfa başına dön Aşağa gitmek

Geri: Binicilik Hakkında Genel Bilgiler

Mesaj tarafından MtKrc Bir C.tesi Şub. 09, 2008 8:36 pm

Sizi neler bekliyor?

* 'Ata binmek' diye bir kullanım yok. 'At binmek' diyeceksiniz bir kere.

* Kendinizi rahat hissettiğiniz bir pantolon ya da eşofman ve spor ayakkabıyla gidebilirsiniz ilk dersinize. Kulüplerin hepsinde siz kıyafetlerinizi alana kadar güvenliğinizi sağlayacak malzemeler veriliyor zaten.

* Tanıştıralım... Bu manej (at binilen saha), bu hoca, bu at, bu eyer, bu dizgin, bu da üzengi (ayaklarınızı koyduğunuz yer). Bir de atın üzerine ilk çıktığınızda kendinizi tutamayıp sevinç naraları atmayın atlar hafif ürkek hayvanlardır çünkü..

* Lonj eğitimi: Yani ipin ucunun atta diğer ucunun hocada olduğu dersler. Atın üzerinde denge sağlamak ve atı tanımakla geçiyor bu dersler genellikle. Atın üç ayrı yürüyüş kararı var; adeta, süratli (tırıs) ve dörtnal. Dörtnal hariç diğer yürüyüş kararlarını öğreniyoruz önce. Siz her ne kadar 'ben özgürce bayırda çimende koşmak istiyorum, engel atlamak, zıplamak istiyorum' deseniz de yazının en başında söyldik; sabredeceksiniz...

* Eveeettt... Yaklaşık 4-5 lonj dersinden sonra artık atla başbaşa kalma vakti geliyor. Baş başa derken tabii ki hoca gözetmenliğinde oluyor her zman dersler. Sadece artık hocayla at arasında ip bulunmuyor. Daha sonraları ise sizin ayırabildiğiniz zamanla bağlantılı olarak engel atlama ve müsabakaya katılma fasılları başlıyor. Bu kadar. Sizin kontrolünüzde, oldukça iri bir hayvanla yakalanan uyumun ve elde edilen keyfin tarifi yok çünkü. Dedik ya sabır ve zaman istiyor bu iş..

MtKrc
"Orta Yaşlı At"


Mesaj Sayısı: 65
Yaş: 23
Location: İstanBuLL..
Kayıt tarihi: 14/01/08

Kullanıcı profilini gör

Sayfa başına dön Aşağa gitmek

1 sayfadaki 2 sayfası 1, 2  Sonraki

Önceki başlık Sonraki başlık Sayfa başına dön

- Similar topics

Bu forumun müsaadesi var:
Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz